Beslenmede doğru bilinen yanlışlar
Bu inanışların çoğu bir doğrunun üzerine kurulu. Kalsiyum gerçekten demirin emilimini etkiliyor, akşam saatlerinde hareket gerçekten azalıyor; sorun, doğru bir ayrıntının zamanla abartılıp herkese uyan bir kurala dönüşmesi.
Aşağıda en çok duyduğum on altı tanesi üç başlıkta toplandı; sekizini önce kısa bir testle deneyebilir, sonra hepsinin bugünkü karşılığını okuyabilirsiniz.
Dyt. Yusuf Gül
Diyetisyen · 7 Ekim 2026
Kısa test
Doğru mu, yanlış mı?
Sekiz iddia. Seçtiğinizde cevabı hemen göreceksiniz.
1.Sabah aç karnına limon suyu içmek yağ yakar.
2.Sigarayı bırakan kişi genellikle biraz kilo alır.
3.Kepekli ürünler normal ürünlerden daha az kalorilidir.
4.Soda ile maden suyu aynı şeydir.
5.Kolesterolü yüksek olan kırmızı et yiyebilir.
6.Saat 18.00'den sonra yemek yemek kilo aldırır.
7.Zeytinyağı diğer yağlardan daha az kalorilidir.
8.Meyve suyu, meyvenin kendisiyle aynı besin değerini taşır.
0 / 8 yanıtlandı
Kilo verme
Kilo verme üzerine beş inanış
Bu beşini muayenehanede en sık duyuyorum. Ortak noktaları, kilo vermeyi tek bir besine, tek bir saate ya da tek bir alışkanlığa bağlamaya çalışmaları; oysa terazinin yönünü gün boyunca alınan ve harcanan enerjinin toplamı belirliyor.
“Su içersem zayıflarım”
Su tek başına zayıflatmıyor; içinde kalori, karbonhidrat ya da protein yok. Kilo vermedeki rolü dolaylı: öğünden önce içildiğinde porsiyon küçülüyor, gün içinde de şekerli içeceklerin yerini alıyor. Ne kadar içmeniz gerektiği kilonuza ve hareket düzeyinize göre değişiyor; günlük su tüketimi yazısında hesabı var.
“Öğün atlarsam daha kolay kilo veririm”
Öğün atlayan kişi ilk haftalarda gerçekten kilo verebiliyor; sorun sonrasında başlıyor, çünkü uzun açlığın ardından gelen öğünde porsiyon büyüyor ve verilen kilonun çoğu geri geliyor. Belirleyici olan öğün sayısı değil, gün boyunca alınan toplam enerji. Kaç öğün yediğinizden çok, o düzeni aylarca sürdürüp sürdüremediğiniz belirleyici — kişiye özel diyet yazısı bu noktayı açıyor.
“Saat 18.00'den sonra yenen her şey kilo aldırır”
Kilo aldıran şey saat değil, gün içinde alınan toplam enerji. Akşam hareket azaldığı için son öğünü hafif tutmak uykuyu rahatlatıyor, ama akrebin 18.00'i geçmesiyle yiyeceklerin kimyası değişmiyor. Vardiyalı çalışan biri için böyle bir kural zaten uygulanabilir değil; konunun metabolizma ile ilişkisini ayrı bir yazıda ele aldım.
“Ekmek kilo aldırır”
Günlük ihtiyacınızın üzerine çıktığınızda kilo alırsınız; bu fazlanın ekmekten mi pilavdan mı yoksa zeytinyağından mı geldiği sonucu değiştirmiyor. Ekmek en temel enerji kaynaklarından biri, üstelik B grubu vitaminleri taşıyor. Miktarı ve türü konuşulabilir, ama sofradan tamamen kaldırılması çoğu kişide uzun sürmüyor — hangi türün ne fark yarattığını kaliteli karbonhidrat kaynakları yazısında anlattım.
“Sabah aç karnına limon suyu yağ yakar”
Hiçbir besin yağ yakmıyor; yağ, harcadığınız enerji aldığınızdan fazla olduğunda eriyor. Asitli içeceklerin bu denkleme etkisi yok, üstelik aç karnına içilen limon suyu mide asidini artırıp iştahı açabiliyor. Limonu sabah bardağa değil öğle salatasına sıkmak çok daha iyi bir kullanım; benzer bir beklenti bitkisel çaylar için de kuruluyor.
Kilo vermeyi tek bir besine ya da tek bir saate bağlayan her cümleye temkinli yaklaşın.
Ürünler
Ürünler üzerine altı inanış
Bu gruptakiler çoğunlukla etiketten ve pazarlama dilinden besleniyor. Doğal, esmer ya da hafif sıfatları bir ürünü sınırsız tüketilebilir yapmıyor; çoğu zaman o ürünün kalorisi hakkında hiçbir şey söylemiyorlar.
“Bütün meyve suları sağlıklıdır”
Bir bardak meyve suyu için üç dört meyve sıkılıyor, ama lifin büyük kısmı posayla birlikte geride kalıyor; geriye kalan sıvı meyvenin kendisinden daha yüksek kalori ve karbonhidrat taşıyor. Şeker eklenmiş olanlar düzenli içildiğinde kilo aldırabiliyor. İçilecekse taze sıkılmış ya da yüzde yüz olanı tercih edilmeli; en iyisi meyvenin kendisini yemek.
“Soda ile maden suyu aynı şeydir”
Soda, karbondioksit eklenmiş sudan ibaret. Maden suyu ise doğal kaynaktan geliyor ve kalsiyum, magnezyum, bikarbonat gibi mineralleri beraberinde taşıyor. İkisi de gazlı olduğu için markette birbirinin yerine alınıyor; oysa soda içtiğinizde vücudunuz mineral almıyor ve etikete bakmak ikisini ayırmaya yetiyor.
“Esmer şeker kilo aldırmaz”
Bir gram esmer şeker 3,5 kalori, beyaz şeker 4 kalori. Çayınıza iki küp esmer şeker attığınızda 14, beyaz şeker attığınızda 16 kalori alıyorsunuz; günde beş çay içen biri için aradaki fark 10 kalorinin altında kalıyor. Esmer şekerin melasından gelen az miktarda mineral de bu tabloyu değiştirecek büyüklükte değil.
“Yağı azaltılmış sütler sağlıksızdır”
Yağı azaltılmış sütte kalori ve doymuş yağ daha düşük, kalsiyum ise litre başına biraz daha yüksek; kolesterolü yüksek olanlar için hâlâ makul bir seçim. Öte yandan son yıllarda tam yağlı sütün de sanıldığı kadar sorunlu olmadığı görüldü. Bugün ikisi arasındaki seçim, kişinin gün içinde başka kaynaklardan aldığı yağ miktarına bakılarak yapılıyor.
“Zeytinyağı kilo aldırmaz”
Zeytinyağı dahil bütün yağların bir gramı 9 kalori; bu, karbonhidratın ve proteinin iki katından fazla. Salataya göz kararı gezdirilen zeytinyağı kolaylıkla 150 kaloriye ulaşabiliyor. Kalp damar sağlığına katkısı tartışmasız, ama o katkı zeytinyağını kalorisiz yapmıyor; günlük ölçüsü sağlıklı yağ tüketimi yazısında var.
“Tek sağlıklı yağ zeytinyağıdır”
Vücudun farklı yağ asitlerine ihtiyacı var ve yalnızca zeytinyağı kullanmak bu dengeyi tek yöne çekiyor. Mısır özü, ayçiçek ya da fındık yağıyla dönüşümlü gitmek, üstüne haftada iki üç kez balık eklemek dengeyi kuruyor. Kızartmada ve salatada aynı yağı kullanmak ise ayrı bir konu; ısıya dayanıklılıkları farklı.
Sağlık
Sağlık üzerine beş inanış
Bu bölümdeki ilk madde diğerlerinden ayrı duruyor. Uzun yıllar yanlış sayılan bir inanış, bugünkü veriyle doğru çıkıyor; bu yüzden onu listeden çıkarmak yerine neyin değiştiğini anlatmayı tercih ettim.
“Sigarayı bırakınca kilo alınmaz”
Bu maddeyi yıllarca yanlışlar arasında saydık, bugünkü veri tersini söylüyor. Nikotin bazal metabolizmayı bir miktar yükseltiyor ve iştahı baskılıyor; sigara bırakıldığında ikisi de ortadan kalkıyor, üstüne körelen tat ve koku duyusu geri geldiği için yemek daha çekici hale geliyor. Bırakanların ortalama dört beş kilo aldığı bildiriliyor. Yine de bu artış, bırakmanın sağlık kazancının yanında küçük kalıyor ve yönetilebiliyor: haftada 150 dakika fiziksel aktivite ile öğün düzenini gözden geçirmek çoğu kişide yetiyor.
“Kolesterolü yüksek olan kırmızı et yiyemez”
Kırmızı eti yalnızca kolesterol kaynağı saymak eksik bir bakış; demir ve B12 bakımından sofradaki en zengin besinlerden biri. Kolesterolü yüksek olanlar yağsız kırmızı eti haftada iki kez, 90 gramlık porsiyonlarla tüketebiliyor. Demir yetersizliği olanlarda ise kısıtlamak değil düzenli tüketmek gerekiyor — aynı korku yumurta ve kolesterol için de uzun yıllar sürdü.
“Et ile yoğurt, ıspanak ile yoğurt bir arada yenmez”
İnanışın kaynağı gerçek bir mekanizma: kalsiyum, demirin emilimini bir ölçüde azaltıyor. Ama bu etki normal porsiyonlarda günlük demir alımını bozacak kadar büyük değil; laboratuvarda ölçülen farkın sofrada karşılığı bulunmuyor, dolayısıyla yalnızca demir ya da kalsiyum takviyesi kullananların zamanlamayı ayırması yeterli oluyor.
“Kepekli ürünler daha az kalorilidir”
Kepekli ürünler normal olanlardan daha az kalori içermiyor; 100 gram kepekli ekmekle 100 gram beyaz ekmek arasındaki fark birkaç kaloriyi geçmiyor. Kepeğin değeri lifinde: tokluk süresini uzatıyor, kan şekerinin daha yavaş yükselmesini sağlıyor, kalp damar hastalıkları ve bazı kanser türlerinden korunmada işe yarıyor. Kilo vermek için gereken lifin tamamı sebze ve meyveden de gelebilir; listesi lifli gıdalar yazısında var.
“Izgara her zaman sağlıklı bir pişirme yöntemidir”
Et doğrudan alevle temas ettiğinde yüzeyinde heterosiklik amin ve polisiklik aromatik hidrokarbon adı verilen bileşikler oluşuyor; bu şekilde pişen etlerin mide ve bağırsak kanseri riskini artırdığı biliniyor. Izgarayı sağlıklı kılan şey yöntemin adı değil uygulanışı: etle ateş arasında mesafe bırakmak, yanmış kısımları kesip atmak — hangi yöntemin ne zaman tercih edileceği ise sağlıklı pişirme yöntemleri yazısında duruyor.
Bir bilginin zamanla değişmesi, o alana güvenilemeyeceğini göstermez. Tam tersine, yeni kanıt geldiğinde önerinin güncellenmesi işin doğru çalıştığına işaret ediyor; sabit kalan şey bilginin kendisi değil, bilgiyi sınama alışkanlığı.
Sık sorulan sorular
En çok merak edilen üç soru
İki şey birlikte çalışıyor. Birincisi, çoğunun içinde bir gerçeklik payı var; ikincisi, kulaktan kulağa aktarılırken sadeleşiyorlar. “Kalsiyum demir emilimini azaltabilir” cümlesi birkaç ağızdan geçtikten sonra “et ile yoğurt yenmez”e dönüşüyor ve akılda kalan, cümlenin doğrusu değil kısası oluyor.
Üç soru işinizi görüyor. Birincisi, bir besin tek başına mucize yaratıyor mu deniyor; öyleyse şüphelenin. İkincisi, miktardan ve sıklıktan söz ediliyor mu; ciddi bilgi bunları hep söyler. Üçüncüsü, herkese aynı şey mi öneriliyor; sağlık durumu ve enerji ihtiyacı kişiden kişiye değiştiği için tek reçete pek işe yaramıyor.
Bu liste genel çerçeveyi anlatıyor, kişisel durumlar onun dışına çıkabiliyor. Demir yetersizliği, böbrek hastalığı, diyabet ya da düzenli ilaç kullanımı varsa buradaki maddelerin bazıları sizde farklı işleyebilir. Böyle bir durumunuz varsa listeye değil, kendi tablonuza göre karar verin.
Bu yazıdaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır ve kişiye özel beslenme planının yerine geçmez. Kronik hastalığı olan ya da düzenli ilaç kullanan kişilerde buradaki maddelerin bazıları farklı işleyebilir.


